Topo


My Magical Park




"Vedalar gözüyle sevenler içindir, gönülden sevenler ayrılmaz."

-

Hz. Mevlâna.


Şu  ana kadar hiç denk gelmediğim bu sözle sarsıldım, içimi titretti; çünkü ben buna hep inandım.Ne kadar “gözden ırak olan gönülden de ırak olur” deseler, “yok öyle bir şeeey” deyip geçiştirdim.Kendimden biliyordum.Ben ne bu dünyayı terkedenleri, ne de bu dünyada terkettiklerimi ve beni terkedeni unutmadım.Yok saydım; lakin yok etmeye çalışmadım.Sulara hapsettim ama su yüzüne çıkmaları için hiç yüzlerini görmem gerekmedi.Kalbin hafızası beyinden çok daha güçlü ve biz inkar yoluna gidiyoruz.Her şeyi olduğu gibi kabul etmek daha güzel.Mesela sevmek istemediklerimize sevgimizi kabul edip bu sevgiyle yürümek…bir nevi kendini özgürleştirmek *

Her bunu dediğimde sadece bana özelmiş gibi “sen değişiksin Sedef, sendeki sevgi kimseye tükenmiyor.” dediklerinde inandırmak için kalbimi göstermem yetmedi.Halbuki ben sadece gönlümle sevdiğimi kabul edenlerdenim.Kabul etmeyenler gözüyle sevenler ki buna da inanmam…onlar sevgiyi geriye itenler, hayatlarına devam edebilmek için görmezden gelenler.Devam edemiyorlar değil, ediyorlar; ama içinin cız ettiği yerleri biz göremiyoruz, göstermiyorlar.Gözle seven yok mu?…var elbet.Tek soru:


“Öyle sevilseydik, böyle sever miydik?” :)


Sevgi bir kere kalpte oluşmayagörsün; değişir, dönüşür ama asla yok olmaz!


9 notes | Reblog | 1 day ago

-anlaşmadan ölmeyelim.


Her zaman sen vardın, sen vardın seeen
Ben daha küçük bir kibritçi kızkeen…

aah uyudum, büyüdüm ben senin koynundaa *


1 note | Reblog | 1 day ago
pacimori:

Eğer bir insanla aynı gökyüzünü paylaşıyorsanız bu mahkumiyettir.Birbirinize mahkum değilseniz; aynı yıldızları saymaya, aynı yıldızda farklı insanlar dilemeye mahkumsunuz demektir.Sen onu dilersin, o yıldızını…Buna meteor yağmuru denir.Hepsi sizin üzerinize yağar.

pacimori:

Eğer bir insanla aynı gökyüzünü paylaşıyorsanız bu mahkumiyettir.

Birbirinize mahkum değilseniz; aynı yıldızları saymaya, aynı yıldızda farklı insanlar dilemeye mahkumsunuz demektir.

Sen onu dilersin, o yıldızını…

Buna meteor yağmuru denir.Hepsi sizin üzerinize yağar.



11 notes | Reblog | 2 days ago

Altını çiziyorum vol bilmem kaç.

Güven sorunu yaşayan insanlar, yalnızca güvenilmezlerdir.Hayatta nerede duracaklarını bilemediklerinden, karşındakinin de durduğu yeri kestiremezler.


2 notes | Reblog | 2 days ago

"geçecek, her şey geçer. hepsi geçer. hatta sonra; anılar hükmünü yitirdikten, onu iyice unuttuktan, içindeki acının yerini kocaman bir boşluk aldıktan, keşke geçmeseydi dedikten sonra, keşke acısını bir hastalık gibi yüreğimde taşısaydım desen bile geçer. zaman insanla oynamayı seven hem zalim hem merhametli bir tanrıdır. ona karşı çıkamazsın. yapman gereken beklemek. onun, derin bir unutuşla bizi rahatlatacak örtüsünü üzerimize örtmesini beklemek…"

-

Ahmet Ümit. (via pacimori)

Çok huzurlu ve yeteri kadar mutluyum; lakin boşluk…

Boşluk seni genişletip büyütürken biraz sızı veriyor…ve insanoğlu dolan ya da dolu olan yerlerle değil, boşluklarıyla ilgileniyor…

…fıtrat.


26 notes | Reblog | 2 days ago

"Ben böyle şeylerle kavga ederken,duydum ki diğer insanlar özgürlükten bahsediyorlar ve bu biricik haklarını savundukça,ailelerinin isteklerine daha fazla boyun eğiyorlar;yaşamlarının geri kalanını birlikte geçirmeye söz verdikleri insanlarla evliliklerine, ekonomiye, yaptıkları diyetlere, yarım kalmış projelere, ‘hayır’ ya da ‘bitti’ demeyi bir türlü beceremedikleri sevgililerine, hiç sevmedikleri insanlarla öğle yemeği yemeye mecbur oldukları hafta sonlarına mecbur oluyorlar.Lükse,lüksün görüntüsüne, lüksün görüntüsünün görüntüsüne köle olanlar.Kendilerinin seçmediği ancak onlar için en iyisinin bu olduğuna inandırıldıkları bir yaşantının kölesi olanlar…ve birbirinin aynı günler ve geceler geçirenler…"

-

Paulo Coelho | Zahir.


Ben de yaşayacağıma inandırıldığım hayattan kaçıp hayallerime sığınmak yerine, bir tık öteye gerçekleştirmek için kaçıcam.Kendimden kaçmaktan yeğdir ve başarısızlık sadece bir ihtimal.Bir de öteki yüzü varki : başarmak! …bu da bir ihtimal :)

Birgün “neden denemedim?” demek var…bir de geç kalmak.Biraz avare olmak lazım, o başıboşlukta sarhoş olmak…


Durum güncellemesi.



“Başbakan’ın “Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum.” sözleriyle gündeme taşıdığı, ABD’de uzun yıllardır sürmekte olan ve bize bu kadar geç “ithal edilmesine” şaşırdığım “kürtaj karşıtlığı” tartışmaları ve bağlantılı olarak “yaşamın kutsallığı” konusu hakkında, bakalım ünlü komedyen George Carlin 1996 yılında neler söylemiş.”

(Source: youtube.com)


3 notes | Reblog | 3 days ago

"Hayatın intikamı"

musaitbiyer:

Ne zaman üniversitelere konuşma yapmaya gittiysem ya da ne zaman benden daha genç biri, benim ondan daha fazla bir şey bildiğimi sanarak bana sorduysa “bu işin olurunu”, dedim ki:
Üniversiteyi bitirince hemen çalışmaya başlama. Git dolaş; ülkeler gez, aç kal, meteliğe kurşun at; ama ne yap…


10 notes | Reblog | 3 days ago

Şimdi bu şarkıyı dinleyin.Sonra da sevin.İyi geceler.


(Source: youtube.com)


1 note | Reblog | 3 days ago

"It’s Not the People Who Vote that Count; It’s the People Who Count the Votes"

-

Stalin.

“Oyları kimin verdiği değil, kimin saydığı önemlidir” şeklinde çevirebiliriz.Hadi şimdi üzerine düşünelim.



1 note | Reblog | 4 days ago
canbonomo:

Olmaz ya, oldu*



Oldu da çirkin uyandın bir sabah.
Avuçlarının içinde bir uğultu. 
Bedeninde bir elveda ve beden dilinde avuntu. 
Ruhunda kara kalem bir desen. 
Savaş yerinde ortancalar ve ortasında bir de sen. 

Oldu da çirkin uyandın bir sabah. 
Pencerenin pervazında edepsiz aylak martılar.
Gökyüzünde şiir olur yerine yalnız gezen şarkılar. 

Oldu da çirkin uyandın 
Olmaz ya, oldu. 

Ateş böcekleri umarsızca gönül koyar gündüze. 
Hele gürültülerin de varsa özlem duyan sessize.
Dile gelmiş naftalin ve yaramaz tebeşirler şehrinde. 
Oldu da çirkin uyandın bir sabah. 

Yanlış bir şey düşünme. 
Yanında ben varsam ve şiirim varsa düşünde,
Olmaz ya, oldu 
Sen ılık ol üşünme! 

Sen çirkin uyandıysan,
Dünya başka biçimdedir.
Güneştedir, dündedir varsa hata bugündedir.

Oldu da çirkin uyandın bir sabah.
Yanında ellerim ve dost arayan bir çift göz.
Sarhoşsam da söylerim; 
Ne olursa sözüm söz!

Oldu da çirkin uyandın bir sabah;
Bilirim o sabah ellerin tutmayacak.
Sen düzelene kadar o yatakta 
Yanında kimse yatmayacak. 

Oldu da çirkin uyandın bir sabah;
Ne olursa sözüm söz!
Sen güzelene kadar o güneş,
 
O batıdan batmayacak…

canbonomo:

Olmaz ya, oldu*

Oldu da çirkin uyandın bir sabah.
Avuçlarının içinde bir uğultu. 
Bedeninde bir elveda ve beden dilinde avuntu. 
Ruhunda kara kalem bir desen. 
Savaş yerinde ortancalar ve ortasında bir de sen. 
Oldu da çirkin uyandın bir sabah. 
Pencerenin pervazında edepsiz aylak martılar.
Gökyüzünde şiir olur yerine yalnız gezen şarkılar. 
Oldu da çirkin uyandın 
Olmaz ya, oldu. 
Ateş böcekleri umarsızca gönül koyar gündüze. 
Hele gürültülerin de varsa özlem duyan sessize.
Dile gelmiş naftalin ve yaramaz tebeşirler şehrinde. 
Oldu da çirkin uyandın bir sabah. 

Yanlış bir şey düşünme. 
Yanında ben varsam ve şiirim varsa düşünde,
Olmaz ya, oldu 
Sen ılık ol üşünme! 
Sen çirkin uyandıysan,
Dünya başka biçimdedir.
Güneştedir, dündedir varsa hata bugündedir.

Oldu da çirkin uyandın bir sabah.
Yanında ellerim ve dost arayan bir çift göz.
Sarhoşsam da söylerim; 
Ne olursa sözüm söz!

Oldu da çirkin uyandın bir sabah;
Bilirim o sabah ellerin tutmayacak.
Sen düzelene kadar o yatakta 
Yanında kimse yatmayacak. 
Oldu da çirkin uyandın bir sabah;
Ne olursa sözüm söz!
Sen güzelene kadar o güneş,
 
O batıdan batmayacak…


347 notes | Reblog | 4 days ago
asortikzebra:

Bu akşam eve geldiğimde Eşim Akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyleyeceğim şeyler olduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeği yemeye başladı. Ve yine Gözlerinde o korkuyu gördüm.Bir an da kasıldım ağzımı açamıyordum ama düşüncelerimi söylemem lazımdı. Ben boşanmak istiyorum. Sinirlenmedi Sözlerime karşılık vermedi, sadece sebebini sordu.Bir cevap veremedim ve buna çok sinirlendi elinde ki Çatal Bıçakları fırlattı. Bana bağırdı ve Adam olmadığımı söyledi. Bu akşam tek kelime konuşmadık. Eşim bütün Gece ağladı. Farkındaydım Evliliğimiz ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek bir şey söyleyemeyecektim. Ben Jane’e aşık oldum, eşimi sevmiyorum artık.Bu vicdan azabıyla bir Evlilik sözleşmesi hazırladım, Evi, Arabayı ve Şirkettin 30% ona verecektim. Sözleşmeye kısa bir süre baktı ve yırttı. 10 yıl hayatımı paylaştığım bu Kadın bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum, ama geri dönemezdim, Jane’e çok aşık olmuştum. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu benim beklediğim bir tepkiydi. Onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu. Bir süredir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu fikir bende saplantı haline gelmişti ve şimdi bu duyguyu daha da güçlü hissediyordum ve doğru karardı.Bir sonra ki akşam eve geç gelmiştim ve Eşimi Masada yazı yazarken gördüm. Çok uykum vardı ve Akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onu hala yazı yazarken gördüm Masa da. Ama bu benim Umurumda değildi ve başımı çevirip uyumaya devam ettim. .Ertesi sabah bana Şartlarını yazı halinde sundu. Benden hiç bir şey istemiyordu, sadece boşanmamızı ilan etmek için 1 ay müsaade istedi ve bu zamanda normal bir Aile gibi davranmamızı istedi. Bunun sebebi Oğlumuzun 1 ay sonra Sınavların olması ve bu dönemde ona bu yükü bindirmemekti. Bu kabul edilebilinir. Bir şey daha vardı, benden onu Evlilik Gecesinde onu kapıdan içeriye nasıl taşıdığımı hatırlamaktı, ve 1 ay boyunca her sabah onu Yatak odasında Kapıya kadar taşımamı istedi. Kafayı yediğini düşündüm, ama son günlerimizin iyi geçmesi acısından, kabul ettim.Sonra bu şartlardan Jane bahsettim, yüksek ses ile gülüp bunun çok saçma olduğunu ve eninde sonunda Boşanmayı kabul etmek zorunda kalacağını söyledi.Eşimle boşanma konusunu açtığımdan beri Fiziksel temasta bulunmadık. Bu sebepten ilk gün onu kucağıma alıp kapıya götürdüğümde tuhaf bir duygu yaşadım. Oğlumuz arkamızda duruyordu ve alkış yapmaya başladı ‘Babam Annemi kucağında taşıyor’ bu onu çok sevindirmişti, Sözleri canımı acıtmıştı… Yatak odasından Evin Kapısına kadar 10 metre taşıdım. Eşim gözlerini kapattı ve kulağıma’ Oğlumuza boşanmamızdan bahsetme’ diye fısıldadı. Bende başımı öne eğerek tamam dedim, ve içime bir üzüntü çöktü. Kapı önünde onu bıraktım Eşim Otobüs durağına gitti ve onu İşe götürecek olan Otobüsü bekledi. Bende tek başıma Ofise gittim.2. Gün bu oyunu oynamak bize daha kolay gelmişti. Eşim başını Göğsüme yasladı, ve onun kokusunu duydum. Birden Eşime uzun süredir bakmadığımı anladım. Ve onun Evlendiğim zaman ki kadar Genç olmadığını fark ettim. Yüzünde hafif çizgiler oluşmuş saclarına ak düşmüştü. Gecen yıllar öylesine yanından geçmemişti, O an kendime ona bununla neler yaptığımı sordum.4. Gün onu kucağıma aldığımda bir güven duygusu yaşadım. Bu bana Hayatının 10 yılını Hediye eden Kadın.5. Gün bu güven duygusu daha da büyümüştü. Bundan Jane bahsetmedim. Günler geçtikçe onu taşımak daha da kolaylaşmıştı, belki de bu sayede yaptığım antrenman dan dolayıdır bu.Bir Sabah onu ne giyeceğini düşünürken izledim. İsyan ederek her gün kıyafetlerin biraz daha bol geldiğini söyledi. Birden onun ne kadar süzüldüğünü ve kilo verdiğini fark ettim. Demek ki onu her sabah daha kolay taşıyabilmemin sebebi buydu. Birden yüzüme yumruk gibi vurdu. Bu kadar Acıyı ve Üzüntüyü Kalbinde taşıyordu. Farkında olmadan başını okşadım. O an Oğlumuz da geldi ve ’ Baba Annemi taşıman lazım ’ dedi. Bu hayatımızın bir parçası olmuştu, Babasının Annesini odadan Kapıya taşıması. Eşim Oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkı sıkı sarıldı. Ben başımı cevirdim, son anda kararımdan vazgeçmek istemiyordum. Onu kucağıma aldım ve Yatak odasından Kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben onu sıkı sıkı tutmuştum. Tıpkı Evlendiğimiz gün gibi.Artık Huzursuzlaşmıştım bu kadar kilo vermesinden. Son Gün onu kucağım da taşıdığımda hareket etmedim. Oğlumuz okuldaydı ve Eşime Hayatımızda ki yakınlığın ne kadar eksildiğini söyledim. Ofise gittim arabadan fırladım kapıyı kilitlemeden bunun için zaman yoktu. Her anın kararımı değiştirmesinden korkuyordum ve Merdiven den yukarı koştum, yukarı varınca Jane kapıyı actı. Ona Karımdan boşanmayacağımı söyledim.Şaşkın bir ifadeyle elini anlıma koydu ve ’ Senin ateşin mi var’ diye sordu. Üzgünüm Jane ama ben artık boşanmak istemiyorum dedim. Evliliğimizin renksiz kalması sevgi eksikliğinden değil, birbirimizin değerini unuttuğumuzdan dı. Şimdi aklıma geldi ki, ona Evlendiğimiz Gün kapıdan içeri taşıyınca ömrümün sonuna kadar Sadakat yemini verdiğimi…….. Jane olayı anlayınca yüzüme bir tokat attı ve kapıyı kapatarak ağlamaya başladı. Hemen aşağı koşup ilk Çiçekçiye gidip Eşime bir Buket çiçek aldım, üzerinde ki Karta da”’seni her Sabah hayatımın sonuna kadar taşıyacağım”” .Eve vardığımda yüzümü bir gülümseme kapladı, elimde Çiçeklerle yatak odasına gittim ve Eşimi yatağın üstünde Ölü buldum. Eşim aylardır Kanser ile savaşıyordu ve ben Jane ile ilgilenmekten bunu fark etmemiştim. Fazla yaşamayacağını bildiği için, beni Oğlumun bana negatif tutumundan korumaya çalışmıştı . En azından Oğlumun gözünde iyi bir Eş olarak kalmamı istemişti.İlişkide ki küçük şeylerdir önemli olan. Villalar, arabalar çok paralar değil . Bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla Mutluluğun temeli olamazlar.İlişkine zaman ayır ve ilişkinin güven ve huzur anlamına gelecek şeylere meşgul ol.Mutlu bir beraberlik yaşa.

asortikzebra:

Bu akşam eve geldiğimde Eşim Akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyleyeceğim şeyler olduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeği yemeye başladı. Ve yine Gözlerinde o korkuyu gördüm.

Bir an da kasıldım ağzımı açamıyordum ama düşüncelerimi söylemem lazımdı. Ben boşanmak istiyorum. Sinirlenmedi Sözlerime karşılık vermedi, sadece sebebini sordu.

Bir cevap veremedim ve buna çok sinirlendi elinde ki Çatal Bıçakları fırlattı. Bana bağırdı ve Adam olmadığımı söyledi. Bu akşam tek kelime konuşmadık. Eşim bütün Gece ağladı. Farkındaydım Evliliğimiz ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek bir şey söyleyemeyecektim. Ben Jane’e aşık oldum, eşimi sevmiyorum artık.

Bu vicdan azabıyla bir Evlilik sözleşmesi hazırladım, Evi, Arabayı ve Şirkettin 30% ona verecektim. Sözleşmeye kısa bir süre baktı ve yırttı. 10 yıl hayatımı paylaştığım bu Kadın bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum, ama geri dönemezdim, Jane’e çok aşık olmuştum. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu benim beklediğim bir tepkiydi. Onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu. Bir süredir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu fikir bende saplantı haline gelmişti ve şimdi bu duyguyu daha da güçlü hissediyordum ve doğru karardı.

Bir sonra ki akşam eve geç gelmiştim ve Eşimi Masada yazı yazarken gördüm. Çok uykum vardı ve Akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onu hala yazı yazarken gördüm Masa da. Ama bu benim Umurumda değildi ve başımı çevirip uyumaya devam ettim. .

Ertesi sabah bana Şartlarını yazı halinde sundu. Benden hiç bir şey istemiyordu, sadece boşanmamızı ilan etmek için 1 ay müsaade istedi ve bu zamanda normal bir Aile gibi davranmamızı istedi. Bunun sebebi Oğlumuzun 1 ay sonra Sınavların olması ve bu dönemde ona bu yükü bindirmemekti. Bu kabul edilebilinir. Bir şey daha vardı, benden onu Evlilik Gecesinde onu kapıdan içeriye nasıl taşıdığımı hatırlamaktı, ve 1 ay boyunca her sabah onu Yatak odasında Kapıya kadar taşımamı istedi. Kafayı yediğini düşündüm, ama son günlerimizin iyi geçmesi acısından, kabul ettim.

Sonra bu şartlardan Jane bahsettim, yüksek ses ile gülüp bunun çok saçma olduğunu ve eninde sonunda Boşanmayı kabul etmek zorunda kalacağını söyledi.

Eşimle boşanma konusunu açtığımdan beri Fiziksel temasta bulunmadık. Bu sebepten ilk gün onu kucağıma alıp kapıya götürdüğümde tuhaf bir duygu yaşadım. Oğlumuz arkamızda duruyordu ve alkış yapmaya başladı ‘Babam Annemi kucağında taşıyor’ bu onu çok sevindirmişti, Sözleri canımı acıtmıştı… Yatak odasından Evin Kapısına kadar 10 metre taşıdım. Eşim gözlerini kapattı ve kulağıma’ Oğlumuza boşanmamızdan bahsetme’ diye fısıldadı. Bende başımı öne eğerek tamam dedim, ve içime bir üzüntü çöktü. Kapı önünde onu bıraktım Eşim Otobüs durağına gitti ve onu İşe götürecek olan Otobüsü bekledi. Bende tek başıma Ofise gittim.

2. Gün bu oyunu oynamak bize daha kolay gelmişti. Eşim başını Göğsüme yasladı, ve onun kokusunu duydum. Birden Eşime uzun süredir bakmadığımı anladım. Ve onun Evlendiğim zaman ki kadar Genç olmadığını fark ettim. Yüzünde hafif çizgiler oluşmuş saclarına ak düşmüştü. Gecen yıllar öylesine yanından geçmemişti, O an kendime ona bununla neler yaptığımı sordum.

4. Gün onu kucağıma aldığımda bir güven duygusu yaşadım. Bu bana Hayatının 10 yılını Hediye eden Kadın.

5. Gün bu güven duygusu daha da büyümüştü. Bundan Jane bahsetmedim. Günler geçtikçe onu taşımak daha da kolaylaşmıştı, belki de bu sayede yaptığım antrenman dan dolayıdır bu.

Bir Sabah onu ne giyeceğini düşünürken izledim. İsyan ederek her gün kıyafetlerin biraz daha bol geldiğini söyledi. Birden onun ne kadar süzüldüğünü ve kilo verdiğini fark ettim. Demek ki onu her sabah daha kolay taşıyabilmemin sebebi buydu. Birden yüzüme yumruk gibi vurdu. Bu kadar Acıyı ve Üzüntüyü Kalbinde taşıyordu. Farkında olmadan başını okşadım. O an Oğlumuz da geldi ve ’ Baba Annemi taşıman lazım ’ dedi. Bu hayatımızın bir parçası olmuştu, Babasının Annesini odadan Kapıya taşıması. Eşim Oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkı sıkı sarıldı. Ben başımı cevirdim, son anda kararımdan vazgeçmek istemiyordum. Onu kucağıma aldım ve Yatak odasından Kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben onu sıkı sıkı tutmuştum. Tıpkı Evlendiğimiz gün gibi.

Artık Huzursuzlaşmıştım bu kadar kilo vermesinden. Son Gün onu kucağım da taşıdığımda hareket etmedim. Oğlumuz okuldaydı ve Eşime Hayatımızda ki yakınlığın ne kadar eksildiğini söyledim. Ofise gittim arabadan fırladım kapıyı kilitlemeden bunun için zaman yoktu. Her anın kararımı değiştirmesinden korkuyordum ve Merdiven den yukarı koştum, yukarı varınca Jane kapıyı actı. Ona Karımdan boşanmayacağımı söyledim.

Şaşkın bir ifadeyle elini anlıma koydu ve ’ Senin ateşin mi var’ diye sordu. Üzgünüm Jane ama ben artık boşanmak istemiyorum dedim. Evliliğimizin renksiz kalması sevgi eksikliğinden değil, birbirimizin değerini unuttuğumuzdan dı. Şimdi aklıma geldi ki, ona Evlendiğimiz Gün kapıdan içeri taşıyınca ömrümün sonuna kadar Sadakat yemini verdiğimi…….. Jane olayı anlayınca yüzüme bir tokat attı ve kapıyı kapatarak ağlamaya başladı. Hemen aşağı koşup ilk Çiçekçiye gidip Eşime bir Buket çiçek aldım, üzerinde ki Karta da”’seni her Sabah hayatımın sonuna kadar taşıyacağım”” .

Eve vardığımda yüzümü bir gülümseme kapladı, elimde Çiçeklerle yatak odasına gittim ve Eşimi yatağın üstünde Ölü buldum. Eşim aylardır Kanser ile savaşıyordu ve ben Jane ile ilgilenmekten bunu fark etmemiştim. Fazla yaşamayacağını bildiği için, beni Oğlumun bana negatif tutumundan korumaya çalışmıştı . En azından Oğlumun gözünde iyi bir Eş olarak kalmamı istemişti.

İlişkide ki küçük şeylerdir önemli olan. Villalar, arabalar çok paralar değil . Bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla Mutluluğun temeli olamazlar.

İlişkine zaman ayır ve ilişkinin güven ve huzur anlamına gelecek şeylere meşgul ol.

Mutlu bir beraberlik yaşa.


9 notes | Reblog | 5 days ago

"Yazmasam deli olacaktım."

-

Sait Faik Abasıyanık.


Yaz, yaşamın anlamını bırak satır aralarına… Sevdalarını, korkularını, umutlarını, insanlığını bırak. Ölmekle gömülmeyecek bir cümlen olsun hayata dair. Kendinden geriye okunulası bir hayat bırak. Yorulma yaşamaktan, yaşadığın kadarını yazmaktan…
Yaz! Biliyorsun, bizi kalem tutmak yormaz!


2 notes | Reblog | 1 week ago
1 2 3 4 5 »
Theme By: Heloísa Teixeira